Yapay zekâ tartışmalarında bir sahne hep tekrar ediyor: Bir yanda “özgün yazar”, öbür yanda “kopyalayan makine”. Bu çerçeve, yazarlığı her zaman tek başına, yardımsız yapılan bir iş gibi gösteriyor. Hiç öyle olmadı.

Yazarlık hep bir ekip işiydi

Editörler, düzeltmenler, çevirmenler, ilk okurlar… Basılı her kitabın arkasında görünmez bir ekip var. Yapay zekâ bu ekibe katılan yeni bir üye olabilir; kararı veren yine yazar olduğu sürece.

Nerede durmalı?

Elbette bir sınır var. Benim önerdiğim basit bir test:

  1. Bu paragraftaki fikir benim mi?

  2. Bu örneği ben mi seçtim, yoksa önüme gelen ilk örnek mi?

  3. Bu cümleyi okura yüzüne karşı söyleyebilir miyim?

Üç soruya da “evet” diyebiliyorsanız, kalemi kimin tuttuğu ikincil bir mesele.

Kısacası: Makineyle yazmak mümkün. Makineye yazdırmak ise başka bir şey.